Kırşehir Express Gazetesi

BİR YÜRÜYÜŞ YOLU

BİR YÜRÜYÜŞ YOLU
Hasan Hüseyin Bahadır
Hasan Hüseyin Bahadır( hasanhuseyinbahadir@kirsehirexpressgazetesi.com )
27 Temmuz 2020 - 10:12

Yaz sıcağının insanı bezdirdiği şu günlerde yürüyüş için en keyifli zaman akşam üzeri oluyor. Fakat sorun şu ki, eskiden yürüyüş yaparken ayağımız toprağa değebilirdi. Şimdi büyüyen şehir, artan trafik, taşlaşan yollar, beton binalar derken toprağa bile hasret kalıyoruz. Oysa benim çocukluğumda taş olmayan yollardan şikayet edilirdi. Sanırım bir ölçü sorunu var burada. Bir şeyimiz ya hiç olmuyor ya da aşırı biçimde oluyor. Her iki durum da bıktırıcı aslında, bir ortasını bulabilsek…

            Hâl böyle olunca akşam üstü gezintileri için iyi bir yürüyüş yolu bulmak gerekiyor. Şehrin içinden fazla ayrılmıyorsanız bu durumda kaldırımda yürümekten, yol boyunca binaları ve geçen arabaları izlemekten başka çare kalmıyor. Bütün gün ısınan kaldırım taşlarının akşam üzeri hâlâ sıcak olması da cabası. İnsan tandır damında gezinti yapıyormuş hissine kapılıyor. İşte bundan korunmak için ben Selgah’tan, kanal boyunca Saraycık’a kadar yürüyorum. Burasının bir kısmı bozuk bir asfalt yol, eskilerin deyimiyle şose. Kalan kısmı toprak. Yolun yarısından sonra apartmanlar bitiyor ve gözümün önünde çocukluğumun Kırşehir manzaraları beliriyor.

            Tek katlı kerpiç evler, geniş arsalar, teller arasında uzanan bakımlı bahçeler… Sonra bol miktarda büyük ceviz ağacı. Ceviz çocukluğumuzda da en çok gördüğümüz ağaçlardan biriydi. Buradaki evlerin bir kısmı metruk. Bir zamanlar içinde epey geniş bir aileyi barındırdığı anlaşılan iki katlı kerpiç bir konak var, kaderine terk edilmiş. Pencereleri çarpılmış, çatıda yer yer sarkmalar… Ne kadar daha dayanabilir belli değil. Burada yürürken insanın yüzüne nemli bir rüzgar dokunuyor. Bu rüzgar, şehrin içindeki kaldırımlarda yürürken kupkuru dokunuyor yüzümüze. Belli ki ağaçların yapraklarının tuttuğu neme epeyce ihtiyacımız var.

Sonra ekili bahçeleri, sararan kayısıları, kanalın içinde ağır aksak yürüyen bir kaplumbağayı görmek insana yaşama sevinci veriyor. Kayısının hele de şekerpare olanı geç olgunlaşıyor velakin yemelere doyum olmuyor. Gönül çelen bu bahçelerin yanından geçerken nelerin ekili olduğuna bakmadan geçemiyor insan. Domates, salatalık, biber bunlar zaten bilinenler. Bazen mısırla karşılaşıyorsunuz, bazen bamya ile. Burada bahçecilik “hobi” kabilinden bir iş değil, yaşamın bir parçası belli. O eski adetlerin sürdürüldüğü bir yer.

Yolun sonunda kavaklık, ondan sonra da Niyet Camisi karşılıyor insanı. Buradan sonrası Dinekbağ’a gidiyor. Aynı güzelliği tekrar tadabilmenin yolu bu kez de Saraycık’tan, geldiğin yöne Selgah’a doğru yürümek. Buranın bu güzelliğinin bozulmaması için ne yapılabilir bilmiyorum. Bozulursa hayatımızdan çok şeylerin gideceğini seziyorum.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.