Kırşehir Express Gazetesi

BÜŞRAM

BÜŞRAM
Nergis Karayel( nergiskarayel@kirsehirexpressgazetesi.com )
18 Mayıs 2021 - 15:51

Bir bahar günüydü, gökyüzünde bir yağmur kendini gösteriyordu bir de güneş. Yağmur damlalarının pencereye hızlı hızlı çarpmasıyla bir anda herkes pencereye yönelmişti. Damlaların şiddeti azalıp güneş de kendini gösterince kalabalığın arasından bir ses “Şimdi gökkuşağı çıkacak!” dedi. Pencereden gözümüzün gördüğü yerlerde gökkuşağını aradık. Derken apartmanların tepesinden kendini gösterdi gökkuşağı. Gökkuşağı görülür de onunla ilgili hikâyeler, anılar anlatılmaz mı? Hemen herkes anlattı hikâyesini, bildiklerini, anılarını, televizyonda gördüklerini. Bu yaşananlardan sonra tam üç yıl geçti aradan ve ben sadece bir anıyı hatırlıyorum: “Biz yağmurlu bahar günleri babamla dışarı çıkar gökkuşağı arardık. Bulunca da hayal kurardık. Gökkuşağı hakkında bir sürü şey öğretti bana babam.” Demek bir anlamı varmış sadece bu anıyı hatırlamamın.

Yine bir bahar günü bir yağmur bir güneş kendini gösteriyor gökyüzünde, gözlerim gökkuşağını ararken yüreğim Büşra’ma yanıyor.

O lokum yenir mi söyleyin? Boğazdan geçebilir mi? Annenin gözlerinin içine bakıp da “başınız sağ olsun” denilebilir mi?

Ölüme elbet bir şey sebep olacak ama bir çocuğun, başla bir çocuğun ölümüne sebep olması çok daha acıymış. Daha yaşamın tadını alamamış iki hayat söndü. Biri tabiri caiz ise melek oldu, diğeri ise vicdanı ile savaşarak yaşayacak bir ruh!

Peki ya aileleri?

Neden küçük yaştaki bir çocuğa araba verilir? Belki de verilmedi, çocuk kaçırdı diyelim. Ona bu cesaret nasıl işlendi? Arabayı çalıştırıp hareket ettirecek kadar biliyorsa bu işi belli ki daha önceden öğretilmiş, çalışılmış. Ama bunun yanlış olduğu, hevesini sabırla terbiye etmesi gerektiği öğretilmemiş ya da çocuk öğrenmek istememiş.

Her erkek çocuğu içgüdüsel midir bilemem sever arabaları. Hatta babaların en büyük haz kaynağıdır, araba sürerken daha emekleyemeyen bebeği şoför koltuğuna oturttururlar, direksiyondan tutturup poz verdirirler. Hele kimi dedeler, bu anlam veremediğim haz duygusu ile bebeklikten çıkıp da biraz daha büyüyen erkek torununu kucağına alır ve arabayı öyle sürer. Böyle böyle araba sürmeye, bencilliğe “ben erkeğim, yaşım önemli değil her istediğimi yaparım” düşüncesine alışan, alıştırılan çocuğun neler yapabileceğine akıl sıra ermiyor, sonu da hep hüzünle bitiyor.

Peki ya aileleri demiştim ya işte onlar için en iyi ilaç sabır. Bir taraf anılarla sabretmeyi öğrenirken diğer taraf vicdanı ile her daim savaşarak sabretmeyi öğrenecek. Büşra’m ise babası ile gökkuşağı hayallerine kaldığı yerden devam edecek.

O minik yaşında bana her şeye rağmen dik durabilmeyi, anılara tutunarak ayakta kalabilmeyi öğretmiştin. Şimdi seni seven, senin için yüreği yangın yeri olan herkes, seninle olan anılarına tutunarak yaşamaya devam edecek.

Seni özleyeceğiz, huzurla uyu…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.