Kırşehir Express Gazetesi

AŞK’IN KALB’E YOLCUĞU

AŞK’IN KALB’E YOLCUĞU
Hasan Hüseyin Bahadır
Hasan Hüseyin Bahadır( hasanhuseyinbahadir@kirsehirexpressgazetesi.com )
06 Ocak 2021 - 17:31

Esad Galib Dede’nin ya da hepimizin bildiği adıyla Şeyh Galib’in ölüm yıl dönümü için çeşitli etkinlikler yapılıyor. Çoğumuz lisedeki edebiyat derslerimizden tanıyoruz onu. Birçok divan şairinin aksine Galib Dede aramızda yaşamaya devam eden biri. Modern Türk edebiyatını önemli ölçüde etkiliyor. Onun “Hüsn ü Aşk” mesnevisi çok okunmuş, çok konuşulmuş, hakkında çokça yazılmış bir metin. “Hüsn ü Aşk” üzerine yazanlardan birisi de Ahi Evran Üniversitesi eski edebiyat anabilim dalı hocalarından Ahmet Doğan.

Türkiye’de eski edebiyat alanında yapılan akademik çalışmalar Ahmet Doğan’ın kitabında dikkatimizi çektiği gibi genellikle divanlar üzerindendir. Divan bulunur, çevrim yazısı yapılır, şairi hakkında bilgiler verilir… Ancak Ahmet Doğan geleneksel yaklaşımdan sıyrılmayı denemiştir. Nitekim kitabında bunu şöyle ifade eder: “ Ancak ‘roman’ın çağın anlatısı olarak değer kazandığı günümüzde, bir anlatı türü olarak ‘mesnevi’lerin yeni bakış açılarıyla değerlendirilmesi gerekliliği kaçınılmaz gözükmektedir.” Dikkatli okursak bu cümleyi Ahmet Doğan’ın bize aslında bir teklif sunduğunu anlarız. Bana kalırsa bu teklif şudur: Divan şiirini mezarlık kitabesi, divan şairini de mezarlığın bekçisi olmaktan kurtaralım. Aramıza dönsünler, dönüp nefes almaya başlasınlar ki onların da bizim gibi insan, yazdıklarının da şiir olduğunu anlayalım.

Şimdi böyle bakınca, Ahmet Doğan’ın söylediğinin olağan bir şey olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat gözünüzü kapatmanızı Ahmet Doğan’ın bunu söylediğinde henüz doktora öğrencisi olduğunu düşünmenizi isteyeceğim. Şeyh Galib’i klasik olanın dışında farklı bir gözle okumayı denediğini, tezini bu şekilde kurguladığını ve bu tezi tümüyle klasik anlayışla yetişmiş jüri karşısında savunduğunu düşünürsek işinin pek de kolay olmadığını anlayabiliriz. Ahmet Doğan tezinde Şeyh Galib’in “Hüsn ü Aşk”ına açık yapıt demektedir ki bu pek çok eski edebiyat hocasının uykularını kaçırır. Ayrıca bir mesnevi metnini çözümlerken söz gelimi Don Kişot yahut Faust gibi başka klasik eserlere göndermelerde bulunur. Bu da cami avlusunda Tevrat okumak misali alışılmamış bir iştir.

Fakat Ahmet Doğan‘ın bu sıra dışı işi bize göstermektedir ki edebi dünyanın evrensel uzantıları vardır. Bu uzantıları kavrayamadığımız müddetçe eserin de yazarın da ruhuna dokunmak mümkün değildir. Galib Dede farklı okumalarla, yeniden yeniden yorumlanması gereken bir dünya şairidir. Oysa biz bu binek taşı cesametindeki inciden bir ufak gerdanlık yapmaya soyunmuşuz hep. Velakin Galib Dede küçük işlerin adamı değildir, “bir başka lügât” ile söz söylemeye çalıştığının farkındadır. Ahmet Doğan kitabını bu bilinçle yazmış, o dilin peşine düşmüştür. Eh çağrılan yere gidilir, davetini kabul etmemiz gerekir.

*Aşk’ın Kalb’e Yolculuğu (2017), Ahmet DOĞAN, Değişim Yayınları, İstabul.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.